19 Eylül 2012 Çarşamba

Bursa'nın Yeni Konuğu M.A.C.

Herkesi kocaman öperek musmutlu postumuza başlayalım, zira bugün pek mutluyuz. Mutluyuz derken en çok Z mutlu aslında. Aylardır beklediği mağaza açılıyor. Ben de başımın etini artık yiyemeyeceği için mutluyum :)

Z- Ha sen plan yapmadın yani şunu alıcam, bunu alıcam diye?

Öhöm! Efendim konumuza dönersek; kozmetik harikası M.A.C. Bursamıza teşrif etti.

F- Nihayet sesini duydular tatlım.
Z- Gerçekten biliyorsun nasıl tutkulu bir biçimde istediğimi. Maillerime cevap vermeseler de sonuç olarak artık Bursa'dalar. Çok mutluyum :) (Bu durumdan eşim ne kadar mutlu olacak onu bilemiyorum tabii)
F- Asıl sen benim mutluluğumu bir düşün! Hem kocanın, hem benim ocağıma incir ağacı dikeceksin :)

 M.A.C. Bursa 1 Ekim itibariyle Zafer Plaza Avm'de açılıyor. Nerden biliyorsun derseniz; ahanda ispatı :)


Açılacağı söylentisi üzerine dün soluğu Zafer Plaza'da aldık. Sizler için fotoğraflayalım dedik, "bu iki şaşkın ne yapıyor" bakışlarına aldırmadan :) İspatımızla karşınızdayız. 2. çarşı katında, Benetton mağazasının sağ yanında. Tam açılış tarihini de M.A.C.'i arayarak öğrendik. Kısaca 1 Ekim'de biz oradayız.

F- Sadece 1 Ekim'de mi?
Z- Yok canııım, kovulana kadar tabiiki :)

Bu güzel haberin ardından Z ve ben liste hazırlayalım dedik fakat, Z'nin listesi hazırmış bile.

F- Allah sizi inandırsın, burdan İstanbul'a köprü olur o liste. Siz deyin, 30 cm., ben diyeyim 50 cm. Öyle uzun bir kağıt :)
Z- Abartma sadece 20 cm. :)

Z'nin listesi şöyle;



Z- Sadece bunlar değil, M.A.C. deki tüm allık ve rujları istiyorum.

Yayınladığımız bütün M.A.C fotoğrafları yeni keşfettiğim, blogunu baştan sona en az iki kez okuduğum, merakla yeni postlarını beklediğim Görkem Karman'ın süper bloğu Your Face My Canvas'tan alıntıdır. Makyajla ilgileniyorsanız mutlaka ziyaret edin.



Sevgili Görkem gibi bizde kendi far paletlerimizi oluşturacağımız günün gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Tabii bu uzun bir süreç :) Piyango çıkmadığı sürece :)

F'nin istek listesine gelirsek;
İlk önce far paletini oluşturmak. Renkler harika. Sonra güzel bir allık/ruj ikilisi istiyorum ben. Birazcık da fırça. Bu kadarcık :)

Z- Zaten hep "bu kadarcık" diye başlar. Kimi kandırıyorsun sen.
F- Ya sen beni nasıl bir manyaklığın içine çektin. Anlamadan kozmetik ağına düştüm :(
Z- Boyner'de "hadi makyaj yaptırıp, ürün deneyelim" derken iyiydi!
F- Hııııı. Eeee postu uzatmadan herkese öpücüklerimizi gönderelim bence :)

13 Eylül 2012 Perşembe

Çok değişik bir mim oldu yahu :)

Bu ara nasıl mim yazısı aşeriyordum bilemezsiniz. Az önce Supercellma balım tarafından mimlendik. Allahtan başka bişey isteseymişim olacakmış herhalde :) Bu arada maluunuz ben F. Genel bir konu hakkında ahkam kesmeyeceğim. Sadece soru cevap. Hadi başlayalım :)

Günün nasıl geçti?
Yapılacak bir ton iş olduğu halde miskinlik yaptım bu  saate kadar. Tam kalkıp maillere baktım. Mimlendiğimizi gördüm. Şimdi de post yazıyorum. Yani işler hala bekliyor :) Akşam da yaşadığım yerin kurtuluş günü şenlikleri var ve işler yarına kadar bekleyecek :)

İsim vermeden bahset... 
O kadar sıkıcı, o kadar pesimistsin ki; yanında vakit geçmek bilmiyor. Enerjim düşüyor resmen. Yanında bulunmaktan hoşlanmıyorum. Değiştirmeye çalışıyorum ama algın kapalı. Hayatında iyi şeyler olmasına izin versen de rahatlasak hep birlikte. Ama yok illa işi yokuşa süreceksin!

Neden hep cam kenarı?
Ne zaman koridora otursam saçma sapan şeyler yaşıyorum. O yüzden en temizi cam kenarı. Aslında en en temizi boş yan koltuk da neyse...

Bugün kendin için ne yaptın?
Of bugün süper bişey yaptım kendim için. Ligasız bamya pişirmeyi öğrendim. O kadar severim bamya yemeyi. Ama pişiremem. Artık öğrendim. Aslında bugün benim için biri daha bişey yaptı. Bay sevdicek Bio Oil buldu benim için Fransa'da. Hani şu çatlak gideren krem. Malumunuz kilo veriyorum ve ufak ufak çatlaklarım var. E Z'de hamile kalmaya karar verdi. Yani hayatımızı kurtaracak krem. :) Deneyip paylaşacağız sizlerle.

Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan?
     
Saniyenin 5'te 1'inde aşık olursunuz.

Düşün ki o bunu okuyacak
Emin ol ben de en az senin kadar çaba harcıyorum. Umarım aramızdaki herşey eskisi gibi olur. Bu arada mavi ojelerim çok güzel. Sen zevksizsin!

Kahkaha atmana sebep olan karikatürler
















Klavyeye bakmadan birşeyler yaz
 sebi sebiyorum. Ohannes yazamıyorum! Eskiden ne güzel yazardım bakmadan :( Hüzünlü bir mim oldu bu yahu

Bir cümle düşün, sonra kelimelerin yerini değiştirerek yaz
 düşünseydi sanırdım benim yanıldığımı herkes gibi

Ctrl+V yap
Saniyenin 5'te 1'inde aşık olursunuz.
Ne kadar üşengeçim yahu :) Copy+paste yapmışım :p

Geldik bir mimin sonuna. İsim vermiyorum. İsteyenler mimlesin kendini :) Çok eğlenceli konulardı. Cellmacığıma çok teşekkür ediyorum :) Öptüm çok çok... 

12 Eylül 2012 Çarşamba

Bir diy, bir dergi, iki film, bir su :)

Herkese selam. Ben F. Z den haber alınamıyor bir süredir farkındayım ama yapacak birşey yok. Çok yoğun bu sıralar. Bayram, tatil derken AÖF sınavları başladı, ders çalıştı. Bu hafta da küçük Ata'nın mevlütü için şehir dışında. Yani benimle başbaşa kaldınız. Tebrik ediyorum :) Kafa ütüleme konusunda master yaptım malum. Bu ara depresyonuma sebep dikiş dikemiyorum. Makinem de sağolsun bu konuda bana yardımcı olamıyor. Pek kötü dikmeye başladı bu sıra. Velhasıl ben de kendimi başka işlere verdim.

Uzun zamandır kutu kaplama aklımdaydı. Okunacak kitaplarım orta yerde öylece duruyor. Ve ben bu aralar pek okuyamıyorum. Bakıp bakıp sinir oluyorum. Dedim bari bir kutu yapayım sempatik birşey. Belki iştahlanır okurum. Ve dediğim gibi de oldu. Dün gece okudum biraz :)






Bakkal amcadan bir kutu ve kumaşçıdan kanvas bir kumaş alınır. Kapaklar kesilir, kumaş da kutu boyutunda kesilir ve mucize alet silikon tabancasıyla bir güzel yapıştırılır. Kitaplarıma gözüm gibi baktığımdan sebep, kutunun içi havalı plastikle kaplanır. Hani şu küçükken pıt pıt patlattığımız, beyaz eşyalardan çıkan. Kumaş ve plastiğin birleşim yerlerindeki kötü görüntü için de kalın bir kurdele geçilir kenarlara... Ve tataam


Kitaplarımı ve evyapımı bebişimi hazine kutuma yerleştirdikten sonra huzur buldum :)


Tam o sırada Z bir fotoğraf yolladı. L'officiel dergisi Türkiyede ilk sayısını çıkarmış. Merakla bekliyorduk. Bugün koşa koşa gidip aldım. Gerçekten süper olmuş dergi. Bayıldım. İçerik dopdolu. Ayrıca dünya moda merkezlerinden eki hazırlamışlar. Bakmaya doyamazsınız. Artıı Andrej Pejic! Sen nasıl bir hermafroditsin öyle!


Bugün dopdolu bir gün geçirdim bu arada. Uzun zamandır beklediğim film vizyona girdi cuma günü. Brave. Animasyon filmlerine bayılırım o bir tarafa da. Bu filme bittim resmen. Yeni Bridget Jones kızkurusu. Uzun zamandır arkadaş çevremde bebek konusu konuşuluyor ondan mıdır, içerisi çocuk-ebeveyn doluydu ondan mıdır bilemedim ama keşke küçük bir kız çocuğum olsaydıda onunla izleseydim dedim. Kısacası mükemmeldi! Bu arada baş kahraman Merida'yı Beren Saat seslendirmiş, pek de güzel olmuş, ayrıca 3D idi.


Film demişken dörtgözle beklediğim Hobbit de yakında vizyonda. Duymayan kalmamıştır ama ben yine de yazayım :) The Lord Of The Rings sevdalılarına :)



Şimdi demeyin sakın nasıl bir post oldu bu? Hani moda, güzellik, bakım nerede. Onunla ilgili de bir kelamım var. Aile hekimimize küçük bir ziyaret yaptım önemsiz bir konuda. Ne kadar zayıflamışsın dedi. Ben de birşey yapmadığımı sadece yemek yeme alışkanlığımı değiştirdiğimi söyledim. Atıl bey tam bir sağlıklı yaşam gurusu. Hemen öneri bombardımanına tuttu beni. Bolca su içmemi ama bu arada hergün mutlaka 2 bardak mineralli su içmemi söyledi. Asitli içeceklerle aram yok şu sıralar. Yani maden suyu içemiyorum. Ben de bu arkadaşı buldum market rafında.










Doğal zengin mineralli su. Soda gibi sert değil. Ve tadı da rahatsız etmiyor. Su gibi içiyorum günde iki bardak. Sudan mı psikolojik mi bilmiyorum ama cildim bu sıra pek güzel. Şiddetle tavsiye...



Geldik bir postun sonuna. Z'siz hiçbirşeyin tadı yok bu aralar. Haftaya pazartesiden itibaren eski mutlu mesut günlerimize döneceğiz umuyorum. O zamana kadar benlesiniz. Artık katlanıverin canım birkaçgün. Hem kocaman öperim ben sizi :)


8 Eylül 2012 Cumartesi

Z ve F neler mi yapıyor?

Herkese selam, ben F.
Bir önceki postta neden ortalarda görünmediğimizden bahsedeceğimi söylemiştim. Bu da bir açıklama postu olacak. Umarım çok uzatmam :)

Malumunuz bayramdan beri pek ortalarda yokuz. İkimizde yoğun günler geçirdik bayram telaşesini üstümüzden atamadan...

Benim çook uzaklardan bir arkadaşım geldi.

Z- Arkadaş?
F- Yahu yazayım mı açık açık müstakbel kocam die. Adam daha tek taşını almamış, Evlenme teklif etmemiş. Yahu ben siyah taş istiyorum bu arada bebeem. Çok büyük olmasına da gerek yok he-
Z- Heeey allahım gitti yine kafa. Konuya dön! Flörtün diyelim.
F- :) Liseli kızlara döndüm 31 yaşıma inat.

Efendim flörtüm geldi uzak yollardan. Uzun bir ara verdiğimiz ilişkimize kaldığımız yerden devam ediyoruz diyeyim ben, siz anlayın. :)

Z'nin de minik yeğeni Ata geldi. Şu ana kadar gördüğüm en tatlı bebek hiç abartmıyorum. Yani anlayacağınız ağır misafirlerimiz vardı.






Şepşeker bir bayram geçirdik. Bu yıl tüm sevdiklerimi gördüm bayramda. Son yıllarda yaşadığım en güzel bayramdı. Tabii sonrasında malum misafirimle güzel zamanlar geçirdik, hoş sohbetler yaptık.





Her zamanki gibi memleketi kurtardık. Sohbet konularımız maalesef güncel haberler oldu. Birçok şehit verdik malumunuz. (Allah mekanlarını cennet etsin) Okuması için ona kitaplar aldım. E ben seçince biraz siyasi oldu ama idare ediyor sanırım.





Yurtdışında tanıştığı bir stilistin kartvizitini almış benim için. Fikir alabileceğimi düşünmüş. Bu arada kartvizite bayıldım. Çok şirin.





Ve tabi resmi doğum tarihim 28 Ağustos. Bayram gibi bir doğumgünü geçirdim. Çok ama çok güzel ve özeldi. Bunlar çiçeklerim. Öncesinde canımın içi Z ile kutladık bol dedikodu eşliğinde.





Bursa'da henüz bilmediğim yerler de varmış. Saitabad bunlardan biri. Harika bir şelale var, ancak yaz sonu olduğu için çok fazla su yoktu. Ama gerçekten hayran kaldım. Bu arada verdiğim kilolar gözlerden kaçmasın lütfen. Kayıtlara geçsin!

Ve sonunda misafirimin dönüş vakti geldi. Geçen hafta cuma günü onu yolcu ettim. Aldım elime işimi; hani şu stras taş işlediğim organze kumaş vardı ya işte onu. Korkunç bir haberle yıkıldım. Zaten herşey bu kadar mükemmel olamazdı. Mutlaka bir problem olmalıydı. Kuzenimin vefat haberiyle depresyonun dibini gördüm. Korkunç günlerdi. 47 yaşında veda etti bize. Bugün ruhuna mevlid okundu. Yine ağladım, yine hırpalandım. Ama geçecek. Onu hep gülen yüzü, kahkahasıyla hatırlayacağım. Depresyon dolu günlerimde Z Kıbrısa küçük bir tatile kaçtı kocişiyle. Gelirgelmez sesimi duyunca anladı ne halde olduğumu. Hemen dışarı çıkardı beni. Kendime geldim.

İnsanın çevresinde sevdiklerinin olması inanılmaz bir mutluluk. Onlarsız bir hayatı düşleyemiyorum bile. Anneciğim o kadar metanetli ki yanında ağlamama bile izin vermedi. "Tanrı onu bizden daha çok sevdi" dedi hep. Yeğenini kaybetmiş olmasına rağmen beni toparlamaya çalıştı. Z aklımı oyaladı. Depresyon çukurundan çıkardı. Hala içimden birşeyler yapmak gelmiyor. Ama azimliyim. Yazıp yazmamak konusunda da epey düşündüm. Ama irini akıtmak gerek biliyorum. Umarım çok sıkmamışımdır. Öpüyorum kocaman...

F- Z?
Z- :(
F- Canımın içi!

5 Eylül 2012 Çarşamba

La luna diyesim var...

Herkese kucak dolusu sevgiler. Ben F. Şu anda yazıyor olabildiğime inanamıyorum bile. Zira neredeyse 2 haftadır hiçbirşey yazamadım. Sanırım neler olduğunu bir sonraki postta anlatacağım. (Çok uzun olacak bu postta yazarsam :))

Zorlu geçen haftanın sonunda nihayet bugün kendime gelip birşeyler dikebildim. Model ve kumaş tarzı için, Z ile gezmelerimizden birinde denediğim bir tunikten esinlendim. Kıymetlim gidip kumaşı bulmuş benim için :)

Z- O sırada sen neredesin? Nerede, ne yaptığını da anlat ama böyle olmaz ki!!!
F- Vallahi birsonraki postta yazacağım. Yemin ederim bak :)
Z- İyi peki, devam et o zaman.

Sonra; çok sevdiğim bir atletim var. "Tank top" denen şey. "Boksör atleti" olarak da bilinir. Üst beden için onu kalıp olarak kullandım. Alt ucunuda evaze (eğimli) biçimde biçtim. İki yan dikiş, omuz dikişleri ve döndürmelerden sonra nurtopu gibi bir üst parçam oldu.

Z- Fotoğraf çekmedin tabii.
F- Çekmez olurmuyum ruhuuummm.
Z- Yok bu kadar ara vermek yaramadı sana.
F- Özledim galiba seni
Z- Resimler diyorduk?

Şöyle ki;






Kumaşı ters olarak yatırdım. Kıvrık köşeden kumaşın yüzünü görüyorsunuz.





Sonra patron olarak kullandığım şörtün ana hatlarını çizdim. Dikkat ettiyseniz sol kenarı çizmedim. Tek bir kenarı çizip karşılık aldım ki, parça simetrik olsun.


Daha sonra ikiye katlayıp iğneledim. Biçtim. Böylece arka parça hazır oldu.


Aynı işlemi ön parça için de uyguladım. Ön ve arka parça dikime hazır hale geldi.

İğne teyeli.



Yan dikişleri kapattım.









Ve omuz dikişlerini kapattım.





Kol ve yaka döndürmelerini şöyle yaptım; kumaşın tersi siyah ve atmayan bir tür. O yüzden dışa kıvırdım. Maksat atraksiyon olsun :)




Etek ucunu 10 mm kıvırıp bastırdım.





Son olarak böyle görünüyordu. Üzerimde nasıl durduğuna gelince; onu Z ile buluştuğumuz vakit öğreneceğiz.


F- Ne kadar entrika dolu gizemli bir blog yaşantımız var farkındamısın?
Z- :) Çok çooook

Herkese kucak dolusu sevgiler...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Preppy (Kolejli) Tarzı'nın Kitabı Yazıldı

Selamlar ben F. Uzun zamandır kolejli tarzı hakkında bir yazı yazasım vardı. Kısmet bugüneymiş. Preppy tarzı şahsen çok beğeniyorum fakat kendi hayat tarzımda kullandığım pek söylenemez. Yaklaşık bir yıl kadar önce Hürriyet Cumartesi ekinde Zeynep Bilgehan bu konuyla ilgili bir makale hazırlamıştı. Ben de yazıyı kesip saklamıştım. Sorumlu bir bloggerım ya :)

"Onları artık daha sık görüyoruz; kolejli yani preppy tarzının takipçileri renkli kazağını boynuna asmış erkekler, annesinin incilerini takan polo gömlekli kadınlar... Bu tarz aslında 80'lere uzanıyor. Üstelik bir moda trendinden öte bir hayat tarzı."

Elle Style Awards'ın "Modada Kanaat Önderi" Amerikalı yazar Lisa Birnbach, "Preppy Handbook-Kolejlinin El Kitabı" adında bir kitap yazmış.

"Kitap, bu insanların tarzı, felsefesi, tavırları, mahalleleri, ne tür köpekler edinmeli, arabalar kullanılmalı, davetler vermeli gibi bilgiler içeriyordu. İlk hafta tükendi. Bu insanların kim olduğunu Birnbach'tan dinleyelim; 'Doğuştan kolejli tarza sahip insanlar, ailelerinin gittiği özel okullara gider. Mücevherler, arabalar ve yazlık evler miras kalır. Mükemmellik için yaratıcılığa gerek yoktur, çünkü tüm hayatları boyunca adı konmamış kuralları takip ederler. Genelde anne-babalarının stilinde giyinirler, mokasen ayakkabıdan vazgeçmezler. Yeni kıyafet almaktansa aile yadigarlarını kullanırlar. Kendilerine güvenirler. Eski Amerikan Başkanı Kennedy ve ailesi bu terimin tam karşılığıydı; yanık tenli, dinç, basit olmadan stil sahibi... Hala tüm kolejlilerin ilah çifti Kennedy'lerdir."







Kitap yayınlandıktan 30 yıl sonra 'kolejli tarzı' bir trend olarak tüm dünyaya yayıldı. Birnbach kolejli hayat tarzına ilginin sebebini şöyle açıklıyor: "Ekonomik küçülme, bu hayat tarzına ilgiyi artırdı çünkü kolejli insanlar kıyafet ve tavırlarıyla, bu sorunlarla ilgilenmiyormuş ve daha önemli işleri varmış izlenimi bırakıyor. Olmasanız bile soyluymuş gibi davranabilir, işiniz yoksa bile başarılıymış gibi görünebilirsiniz. Ayrıca çok paraya gerek yok. Chloe çanta veya Celine gömlek yerinegardrobunuzdan birşeyler giyebilirsiniz; basit bir polo gömlek ya da mokasen ayakkabılar..."

PARİS HİLTON BİZİM YÜZ KARAMIZ



Kolejli tarz; Lacoste, Brooks Brothers, Ralph Lauren, Tommy Hilfiger, Burberry, Tod's, Etro, Paul&Shark, Agnes B. ve Celine'i tercih eder. Gweynth Paltrow, iyi bir hazırlık okuluna gittiğinden tam bir kolejlidir; İngiliz aksanınıi şarkı söylemeyi, İspanyolca bilir.Ayrıca İngiltere'den bir kolejli olan Chris Martin'le evlendi. Gelinlik tasarımcısı Vera Wang, Martha Stewart ve Ben Affleck de bizdendir. Paris Hilton'sa kolejliler için bir utanç kaynağı. Kardashian'lar antitezimiz; reality şovları, botokslu yüzler, silikonlu dudaklar, yapay güneş yanıkları, kameralar önünde seks yapıp kamuya sızdırmak... Dövme de hiç 'kolejli' değildir. Erkeklerin kulaklarını deldirmesini de çok kötü buluyorum.

Bu arada Birnbach bazı ünlülerimizin resimlerine bakarak birkaç değerlendirmede bulunmuş;

TARKAN
Model gibi görünüyor. Geleneksel smokin ve papyonu beğendim. Kirli sakallarından da hoşlandım. Kolejli diyebiliriz.





HANDE ATAİZİ
Galerici gibi bir tarzı var. Siyah-beyaz kullandığından fazla kolejli değil daha çok şehirli gibi. Ancak dağınık saçları ve ceketi iyi bir işaret. Şişirtilmiş dudaklı insanlar kolejli tarza sahip olamaz.

   


ERTUĞRUL ÖZKÖK
Kesinlikle kolejli bir tarz! Siyah kemik çerçeve gözlükler, ceket, gömlek... Ya bir yayıncı ya da editördür.





EDA TAŞPINAR
Kesinlikle kolejli değil, kafası karışık. Öncelikle saçları çok uzun. Biz kolejliler göbeğimizi asla ifşa etmeyiz. Ayrıca çok fazla aksesuvar kullanıyor. Bir kimliği yok maalesef.

Son olarak bayan Birnbach şunları söylüyor;

"Türkiye'de ödüllendirilmektan büyük mutluluk duyuyorum. İstanbul, Amerika'daki kolejliler için 'en trendy yer'lerin başında geliyor. Paris ve Londra gibi bilindik yerlere gitmeyi severiz ama sonraki adım İstanbul gibi egzotik yerleri keşfetmek."

Hanımefendiye ne kadar katılırsınız, yada preppy tarzı kendinize ne kadar yakın bulursunuz bilemiyorum ama fotoğraf yorumlarını tam olarak tutturmuş. Süper analiz yapmış :) Herkese kucak dolusu sevgiler...   




26 Ağustos 2012 Pazar

Şipşak Şort Vol :2

Herkese selam, ben Z dikişe geri dönüş için ısınma turlarına başladım :)İlk olarak , dıy projesiyle karşınızdayım ama, bir yandan da dikeceğim kıyafetler için gerekli kalıpları çıkarmaya devam ediyorum.Bir kısmı dikiş için hazır durumdalar:)Gelelim günün konusu olan DIY şort yapımına ; daha önce , kullanmadığım pantolonlarımı kesip biçerek şort yapmıştım.Buradan görebilirsiniz.Dolap düzenleme esnasında daha önce gözden kaçırdığım bir kot pantolon daha buldum ve aldım elime makasımı sonrası resimlerde gördüğünüz gibi:) Birazda süsledim çok abartıyı sevmediğimden azıcık süsledim :)
 
Elimdeki malzemeler bunlardı .Soğuk silikon kullandım.  Özel bir sebebi yok, sıcak silikon için tabancayı ısatmaya üşendim :) Daha pratik oldu.


Kotumu istediğim boyutta kestim .


İlk başta kıvırıp dikmeyi düşünmüştüm .Sonra karar değiştirip ucunu püsküllü yapmaya karar verdim. Püsküller fazla ilerlemesin diye düz bir dikiş geçtim. İpliklerin birkısmını çektim fazlada uğraşmadım zamanla kendi söküleceğinden, öylece bıraktım. Elimde zımba görünümündeki süsleride sadece cep girişlerine yapıştırdım. Çok basit olan bu şort ,üstümde çok tatlı durdu .Fotoğraflara aldanmayım :)Giymediğiniz kotlarınız varsa kesin gitsin arkadaşlar :)



Umarım beğenmişsinizdir.Herkese kocaman öpücükler..

 Not: Resimlerin üstüne tıklarsanız daha ayrıntılı ve büyük görebilirsiniz.